Ankara Deneme Sahnesi, dramatik köylü oyunları araştırmasına 1967- 68 sezonunda köylere, kasabalara gönderilen 8000 anket ile başladı.

Hemen ardından Ankara, Bala, Sofular ve Avşar köylerinde yapılan araştırma-derleme çalışmaları, Ünal Akpınar’ın yazdığı “Bozkır Dirliği” adlı oyunun gösterisi ile hız kazandı. Bu oyun Halk Tiyatrosu için model bir çalışmadır.

Suat Gülel ile Konya’nın Yenice Köyü’ne yaptığımız araştırma – derleme gezisi; Sivas’ın Gemerek, Karaözü ilçelerinde yapılan araştırma, oyun oluşturma (Erdoğan Aytekin “Al Gülüm”) Samsun, Bafra, Alaçam, Gazibey, Evrenuşağı, Mardar, Örencik, Kolay, Gerze gibi il, ilçe ve köylerde yapılan oyun oluşturma (İsmail Yeşilyurt “Tütün”) ve araştırma gezilerine kadar yapılan çalışmalar değişik aralıklarla günümüze kadar geldi.

Köy Seyirlik Oyunları araştırmaları, Ankara Deneme Sahnesi’ne değişik konularda çok önemli çalışma alanları oluşturmuştur. Bunlar şöyle sıralanabilir:

1.Tiyatroya kaynaklık yapabilecek doğa-din ritüellerini araştırma-derleme.
2.Tiyatronun seyircide düşünme, tartışma, seçme yetkilerini artıracak “Söyleşili Tiyatro” ürünleri oluşturma. (Başar Sabuncu “Zemberek”, Nurhan Karadağ “Gerçek Kavga”, “Ticaret Oyunu”, Gülşen Karakadıoğlu “Asis” gibi).
3.Ulusal tiyatromuzun oluşumunda yeni seçenekler hazırlama. (Ünal Akpınar “Bozkır Dirliği”, Bilgesu Erenus “Misafir”, Reşat Nuri Güntekin – Şenol Tiryaki “Yeşil Gece”):
4.Tiyatronun yaygınlaşması için öz ve biçim olarak zengin bir kaynak oluşturmak.
5.Dramatik köylü oyunlarının kendisini, günümüz dramatik gösteri kuralları içinde işlemek ve seyirciye “haz” veren bir ürüne dönüştürmek.
6.Bilim ve sanat adamlarına ve olağan tiyatro seyircisine tanıtmak.

Dramatik Köylü Oyunları, Cumhuriyet ile birlikte araştırılmaya, derlenmeye başlandı. Kadınların kendi aralarında çıkardığı oyunların derlenmesi ise çok daha yakın zamanlara ait.
Anadolu köylüsü bugün bile doğayı etkileyeceği, değiştireceği, kendi yararına dönüştüreceği inancı ile kadın-erkek, çoluk-çocuk, belirli takvimlerde ve belirli amaçlarla dramatik nitelikli törenler düzenleniyor; hazırladığımız ön oyunlarda olduğu gibi. Özellikle köy erkekleri, düğünlerde eğlenmek amacıyla, binlerce yıllık gelenekten yararlanıp aralarında oyun çıkarıyorlar. Bu oyunlarda hem günlük yaşantılarının yansıması hem de binlerce yıllık süregelen törenlerin uzantıları görülüyor. Sözgelimi “Kız Kaçırma”, “Tarlada Çiftleşme”, “Ölüp Dirilme” gibi öğeler bolluk, bereket kökenli; “Sınırtaşı”, “Tarla Sürme” gibi oyunlar günlük yaşamı yorumlama ve yansıtma amaçlı. Koşullar uygun olduğunda, köylü kendi yaşamını etkin bir biçimde oyunlaştırabiliyor. Kayseri yöresinde düğünlere giden bir çalgı grubu, hem orkestra görevi yapıyor, hem de “Tarla Sürme” gibi birçok oyunu oynuyor. Ya da Artvin Şavşat’ta oynanan “Berobana” adlı oyun sözden arınmış, tümüyle müziğe, dansa, mim’e dönüşmüş. Bu oyun Anadolu’nun birçok yöresinde “Deve Oyunu”, “Dede Oyunu”, “Kız Kaçırma” vb. adlarla yaygın olarak sözlü, çalgılı, danslı bir biçimde oynanıyor.

Koşullar uygun olmadığında ise, bu binlerce yıllık gelenek giderek unutuluyor, yok oluyor ki koşullar da genellikle uygun olmuyor.

Sinema, radyo, televizyon vb. etkenler bu kültürleri “yok edici” nitelikleriyle ortadalar. Bizler; bilime, sanata gönül verenler, her koşulda insan yaşamını güzelleştirici üretimlerimizi çoğaltarak sürdüreceğiz. Dramatik köylü oyunları, dünya insanı için bu anlamda da inanılmaz bir hazine değerindedir. Bu hazineyi sizlerle birlikte gün yüzüne çıkarıp çoğaltıyoruz.
İşte bu güzellikler için birlikteyiz.

Prof. Dr. Nurhan Karadağ